15 Temmuz Sonrası OHAL Yargısı (2016-2018): 4.300 Hâkim ve Savcının İhracı
15 Temmuz 2016 gecesinden birkaç saat sonra, henüz tank seslerinin kesilmediği bir atmosferde, HSYK acil toplantıya çağrıldı. 16 Temmuz sabahı itibarıyla 2.745 hâkim ve savcı görevden uzaklaştırıldı. Aralarında Yargıtay ve Danıştay üyeleri de vardı.
Bu, Cumhuriyet tarihinde tek bir günde yargıya yapılmış en büyük müdahaleydi. Sonraki iki yıl içinde toplam 4.300’den fazla hâkim ve savcı KHK’larla meslekten ihraç edildi. Yargı nüfusunun yaklaşık yarısı değişmişti.
KHK ile İhraç: Savunma Hakkı Olmadan
667 sayılı KHK, HSYK’ya çelişmeli bir inceleme yapılmaksızın hâkim ve savcıları ihraç etme yetkisi verdi. İhraç edilenler avukat olarak bile kamu sektöründe çalışamazdı. Bu durumu “sivil ölüm” olarak tanımlayan hukukçular oldu.
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurularda bu ihraçları büyük ölçüde idari işlem olarak nitelendirerek temel haklar bağlamında denetim alanı dışında bıraktı. Uzmanlar bu tutumu “yargısal pasifizm” olarak eleştirdi.
AİHM: Yalçınkaya/Türkiye
Bu ihraçların uluslararası boyutu AİHM Büyük Dairesi’nin önüne taşındı. Yalçınkaya/Türkiye davası, ByLock mesajlaşma programının delil olarak kullanılmasını sorguluyordu: Hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği iddia edilen veriler ceza yargılamasında kullanılabilir mi?
AİHM bu davada ayrıca davanın bakıldığı hâkimlerin bağımsızlığını sorguladı: 140 Yargıtay üyesi ihraç edilmiş, dairenin kompozisyonu değiştirilmişti. Korku altında karar veren bir hâkimin bağımsız sayılıp sayılamayacağı soruldu.
Hukuki Miras
OHAL yargısı dönemi Türk hukuku açısından birkaç kritik soruyu kalıcı olarak gündeme bıraktı: Olağanüstü hâl koşullarında yargı güvencelerinin sınırı nedir? Bireysel değerlendirme yapılmaksızın toplu ihraç hukuka uygun mudur? Masumiyet karinesi, olağanüstü hâl koşullarında askıya alınabilir mi?