Türk Hukuk Tarihinin Krizleri · 3/6

HSYK’nın Üç Dönüşümü: 2010, 2014, 2017

YazarAv. Emre Can Sepetçi
Tarih31 Mart 2025
Okuma Süresi2 dakika

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, yargı bağımsızlığının kurumsal temeli sayılmakta ve 2010’dan 2017’ye üç kez yeniden yapılandırılmıştır. Her yapılandırma önemli bir siyasi dönemeçle eşzamanlı gerçekleşmiştir. Bu üç dönem incelemesi, Türkiye’de yargı bağımsızlığının kurumsal yapısını anlamaya yardımcı olmaktadır.

Arka Plan: 12 Eylül’den Miras

HSYK, 1982 Anayasası ile kurulmuş olup, 12 Eylül darbesinin kurumsal mirasıdır. İlk yapısında Adalet Bakanı başkanlık yapıyordu ve Müsteşar doğal üye olarak yer alıyordu. Diğer üyeleri yüksek mahkeme genel kurulları seçmekteydi. Yürütme gücü, kurul içinde belirleyici konumdaydı.

Birinci Dönüşüm: 2010 Referandumu

2010 referandumunda kabul edilen anayasa değişiklikleri HSYK’yı temelden yeniden düzenlemişti. Üye sayısı 7’den 22 asıl ve 12 yedek üyeye yükseltildi. Hâkim ve savcılar ilk kez doğrudan kendi temsilcilerini seçme imkânı kazandı. Kurul ayrıca bağımsız bütçe ve yönetim yapısı elde etti.

Başlangıçta bu değişiklikler olumlu karşılanmışsa da, zamanla cemaat örgütlenmesi tarafından HSYK seçimlerinin etkilendiği yönündeki iddialar yaygınlaştı.

İkinci Dönüşüm: 2014 HSYK Krizi

Aralık 2013 yolsuzluk soruşturmalarının sonrasında, hükümet ve cemaat arasındaki çatışma iyice keskinleşti. Soruşturmaları yürüten savcılar görevlerinden alındı. 2014 yılında çıkarılan 6524 sayılı Kanun ile HSYK düzenlemeleri değiştirildi.

Aynı dönemde 888 hâkim ve savcının görev yerleri değiştirildi. Bu hareket, yolsuzluk soruşturmalarını yürüten savcıların ve belirli önemli davaları işleyen hâkimlerin transferini içeriyordu. Kamuoyunda bu işlem “yargı tasfiyesi” tartışmalarına yol açmıştı.

Üçüncü Dönüşüm: 2017 Anayasa Değişikliği

Nisan 2017 referandumunda kabul edilen anayasa paketi HSYK’nın yapısını köklü şekilde değiştirdi. Kurul adından “Yüksek” terimi kaldırıldı ve üye sayısı 13’e indirildi. En önemli değişiklik şu oldu: 13 üyeden 4’ünü doğrudan Cumhurbaşkanı, 7’sini TBMM seçecek; kalan 2’si Adalet Bakanı ve bakan yardımcısı olarak doğal üye durumuna getirildi.

Uluslararası hukuk kuruluşları bu yeni yapıyı eleştirdiler. Yargı atamalarında belirleyici rolleri olan kurul üyelerinin tamamen yürütme ve yasama tarafından belirlenmesi, yargı bağımsızlığı ilkesine aykırılık oluşturmaktaydı.

Hukuki Miras

Yedi yıl içinde üç farklı yapıya sahip olan bu kurum, yargı bağımsızlığının istikrar gerektirdiğini göstermiştir. Her değişiklik siyasi denge koşullarına uyum sağlamıştır. Tüm bu yapılandırmalar “yargı bağımsızlığı” adına yapıldığı iddia edilse de, bu durum hukuki açıdan temel bir gerilim kaynağı olmaya devam etmektedir.

Bu yazı, Kepekçi & Sepetçi Hukuk Bürosu'nun 'Türk Hukuk Tarihinin Krizleri' dizisinin bir parçasıdır.
Bu web sitesi Logos Teknolojik Yatırımlar tarafından oluşturulmuştur.